Deniz var, toprak var, yıldız var. Ve ben bir deniz akıntısı, bir toprak parçası ve hiç sönmeyen bir yıldız. Böcek var, çiçek var, güneş var. Ve ben içlerinden uğurböceği, papatyanın yaprakları ve dokunduğunda alev saçan güneş turuncusuyum. Ağaç var, su var, taş var. Ve ben yeşilden kızıla bürünen, yüzüme serptiğimde önümdeki ışığı gören ve bir yakut taşıyım. Işık var, bulut var, ateş var. Ve ben şu hayatta top top ateş olup uçuyorum.‘Şiir bedesteni oldum ben’ diyen Betül Akdoğan, henüz on dokuz yaşında. Sonra Bana Kuş Dediler ise yazdığı ilk kitap. Okuyunca göreceksiniz: bu küçük kitap yepyeni bir yazarı müjdeliyor. Sonra Bana Kuş Dediler’in kahramanı, anlatıcısı, geçirdiği bir rahatsızlık nedeniyle hastaneye yatırılmış bir çocuk. Onun yazdığı mektuplardan oluşan bu anlatı, okudukça derinleşiyor. Hastane odasının duvarlarını hayalleriyle boyamaya kalkışan bir çocuk niçin ağaç kabuklarına saklanır? Sahte dediğimiz şey nedir? Bir kuş mu, yoksa bir ev mi? Bu mektuplar annesiz büyümek istemeyenlere yazılmış sanki. Karanlık gökyüzüne inat kuş olmak isteyenlere.

Kitap Yorumları - (5 Yorum)
etkileyici ve biraz sabırla okunması gereken bir kitap
Kitapyurdunun 5 al 20₺ öde kampanyası ile aldığım bu kitabı pek beğendiğim söylenemez. Küçük bir kız çocuğunun yalnızlıklarını, babasızlığını, dikkatini çeken her bir detayı çocuksu ama karmaşık ifadelerle dile getirdiği bu kitabı okurken keyif aldığım söylenemez.
duygusal ve etkileyici bir kitap
başta bunaltıcı geldi ancak ilerledikçe içimi dağladı. ağlaya ağlaya sonunu getirdim. kendimi kahramanın yerine koymadan yapamadım.
Yeni bir yazarla tanışmanın heyecanıyla okuyacağım.