Sara gözlerini açık tutmaya, gördüklerini iyice düşünmeye zorladı kendini. Stefano Rinaldi’nin serdiği, sağ elinin avuç içiyle, sanki satılık bir masa örtüsüymüş gibi düzelttiği şey, insan derisiydi. Biraz esmerleşmiş fakat açık bir tendi bu ve henüz yıkanmış gibi ıslaktı. Boyundan, cinsel organdan, bileklerden ve son olarak da, deriyi bir bütün olarak çıkarabilmek için omurgayla bacak arkalarından kabaca yarılmıştı. Sara, bunun bir kabus olmadığından emin olmak ve sadece bilmek adına o şeye dokunmamak için kendiyle savaştı.Sara Farnese sessiz Vatikan okuma odasında eski zamanlar hakkındaki yazılar üzerinde çalışırken, kilisenin yakınında vahşi bir cinayet işlenmişti. Ardından, delirmiş bir adam kanlı bir çanta ile Vatikan’a vardı ve aniden Sara’nın masasına doğru yürüdü. Sara’ya göstermek istediği şeyler vardıÇok geçmeden Sara, her biri bir Hıristiyan şehidinin ölümünü sembolize eden korkunç ve kurnaz bir cinayetler serisine içinden çıkamayacağı bir şekilde dâhil olmuştur.Dedektifler Costa ve Rossi, katilin izini sürüp yakalamak için yardım etmek ve Sara’yı, karşılaşması muhtemel olan korkunç sondan korumak için olaya dâhil olmuşlardı.Şimdiye kadar okuduğumen olağanüstü macera romanı Işıl ışıl parıldayan St Peter’s Meydanı’nını gözünüzün önüne getirebilirsinizCape TimesHewson okuyucuyu merakta bırakıyor Sonuna kadar süren aralıksız bir şüphe ile sinirlerinizi geriyorDaily Telegraph

Kitap Yorumları - (2 Yorum)
çok fazla mekan ayrıntısı yapılmış sanki Umberto eco’ya öykünülmüş.roman devam ederken ki ayrıntı romanın sonunda kısa anlatımlarla geçiştirilmiş.Sanki editorden “uzun oldu biraz kısalt” diye eleştiri yenmiş gibi.ama ben de nic costa2nın diğer romanlarını yine de merakla bekliyorum:=)
David Hewson gibi, Dan Brown tadında, macera kitapların ustası İngiliz bir yazarın sadece iki kitabının Türkçe’ye çevrilmiş olması gerçekten şaşırtıcı. Şeytanın Gölgesi gibi, Ölüm Zamanı da kurgu açısından zengin, dil açısından sürükleyici. Sara Farnese adlı bir üniversite professörüyle bağlantılı olarak ardı ardına işlenen cinayetleri araştıran dedektif costa ile rossi’nin, birçok film ve kitapta gördüğümüz olağanüstü zeki-güçlü-atletik kahraman dedektif karakterlerden çok farklı olarak, normal insan seviyesinde işlenmesi bu macera romanını daha da inandırıcı kılıyor bence. Heyecanlı, insanı merakta bırakan bir roman. En yakın zamanda David Hewson’ın diğer kitaplarının da Türk okuyucularıyla buluşması umuduyla…