Gerçekler hangi açıdan yorumlanırsa yorumlansın, Orta Doğu’da bir şeylerin değiştiği ve geri döndürülemez bir sürece girildiği açık. Ülke bazında yapılan tahliller, İslam’ın toplumdaki yeri hakkında sürdürülen tartışmaların iki ana tema üzerinde odaklandığını gösteriyor: İslam’ın demokratik çoğulculuk ve dini çeşitlilikle uyumluluğu ve daha özel olarak, (bugün her yerde bulunan)İslamcı partilerin diktatörlüklerin düşmesinden sonra yeni anayasa tasarılarının çizilmesi, parlamento ve başkanlık seçimlerinin yapılmasıyla demokrasiye kapının açıldığı bir süreçte endişeye her zaman yer vardır. İslam’ın kitle başkaldırılarındaki yeri ve İslami kaynakların dini, ahlaki ve siyasi düzlemlerde nasıl hayata geçirildiği bütün boyutlarıyla el alınmak isteniyorsa, bu tip hayati soruların tarihi ve ideolojik içeriklerini idrak etmek şart.Bu kitabın amacı, açımlanmakta olan Arap uyanışının içerisine İslam’ı dini ve ideolojik bir kaynak olarak oturtmak; uyanışı teşkil eden ayaklanmaları yakın tarih, muhtemel sebepler ve daha geniş bir siyasi, ekonomik ve jeostratejik bağlamda tahlil etmektir. Aslında, bu veçhelerin her biri mevcut çalışmanın boyutunu aşan tam kapsamlı bir incelemeye konu olacak noktalardır. İlerleyen sayfalardaki hedefim ise, Arap dünyasının eşiğinde bulunduğu bu tarihi gelişim anında İslam’ın bir kaynak olarak ne gibi roller üstleneceği ve üstlenebileceğini değerlendirmektir.


Kitap Yorumları - (2 Yorum)
Hasan el-benna’nın torunu olması kimseyi yanıltmasın. Avrupa’da na martin luther, bazen müslüman locke, bazen de Kantçı şeklinde hitap edilir. islami-liberal bir yönü olduğu kuşkusuz. Ama bu kitabında Arap uyanışı dediği arap halkının özgürlük ve eşitliği nasıl arzuladığını göstermeye çalışmış. Arap uyanışına umut dolu bir yaklaşımdan sonra ortaya çıkan radikalizm ve bölgenin içinden çıkılmaz bir hale bürünmesi, onu “kısa vadede umutsuzun” yorumunu yapmaya itmiştir.
Tarık Ramazan, Hasan El-Benna’nın torunu olduğu için, siyasal İslamcılık ideolojisine objektif ve nesnel bir bakış açısı geliştiremiyor. Evet zaman zaman eleştirel söylemlerde bulunuyor ancak fazlasıyla yüzeysel kalıyor. Klasik olarak Müslüman Kardeşler ve diğer İslamcı hareketlerin uzun erimli diktatörel yönetimler altında ezildikleri varsayımına dayandığı için, Arap Baharını İslamcılığın yükselişi bağlamında “Arap uyanışı” olarak yüceltiyor. 2012 gibi erken bir tarihte yayınlandığı için, henüz Arap Baharı’nın neye evrileceği belirsizdi. Şimdi nurtopu gibi radikalizmde çığır açan IŞİD var mesela.