Ekmek Arası

Kategori: Edebiyat Yazar: Charles Bukowski Yayınevi: Metis Yayınları

Ekmek Arası

  • çevirmen: Avi Pardo
  • Yayın Tarihi: 16.04.2020
  • Orijinal Adi: Ham on Rye
  • ISBN: 9789753420723
  • Dil: TÜRKÇE
  • Sayfa Sayısı: 272
  • Cilt Tipi: Karton Kapak
  • Kağıt Cinsi: 3. Hm. Kağıt
  • Boyut: 13 x 19 cm
  • Rank Math Analytic Object Id: 337903
Tanıtım Bülteni

“İlgi duymuyordum. Hiçbir şeye ilgi duymuyordum. Nasıl kaçabileceğime dair hiç fikrim yoktu. Diğerleri yaşamdan tat alıyorlardı hiç olmazsa. Benim anlamadığım bir şeyi anlamışlardı sanki. Bende bir eksiklik vardı belki de. Mümkündü. Sık sık aşağılık duygusuna kapılırdım. Onlardan uzak olmak istiyordum. Gidecek yerim yoktu ama. İntihar? Tanrım, çaba gerektiriyordu. Beş yıl uyumak istiyordum ama izin vermezlerdi.”

Kitap AdıFormatBoyutİndir Linki Ara
Ekmek ArasıPDF11.29 MB Bul
Ekmek ArasıEPUB12.62 MB Bul
Ekmek ArasıMOBI9.96 MB Bul
Ekmek ArasıODF10.63 MB Bul
Ekmek ArasıDJVU13.28 MB Bul
Ekmek ArasıRAR8.63 MB Bul
Ekmek ArasıZIP7.97 MB Bul

Benzer Kitaplar




Kitap Yorumları - (5 Yorum)

Kimi en edebi romanı olduğunu söylüyor, kimi öyle söylemiyor da başka bir şey söylüyor. Bana göre bu adam Chinaski olarak doğmuş. Yani başlarda törpülenme süreci o kadar kısa sürüyor ki adam sanki doğar doğmaz içmeye başlamış gibi. Tabii tam olarak öyle değil.
Çocukluk anılarıyla giriyoruz, anlık görüntüler haricinde hatırladığı bir şey yok. Yemek yiyor, masa altında emekliyor, böyle şeyler. 1922, “Henry Junior” bir veya iki yaşında. Almanca konuşuluyor evde. Mantıklı, çünkü macera Almanya’da başlıyor.
Aile de bir acayip; babaanne, “Hepinizi gömeceğim!” deyip duruyor, tek başına yaşayan dede var bir tane, altın zincirli saat veriyor falan. Babayla anne hakkında belli belirsiz imajlar var, negatif bir şey yok. Başlarda. Babanın arızaları yavaş yavaş çıkıyor ortaya. Portakal toplamak için bir bahçeye giriyor adam, bahçenin sahibi gelince de tartışıyorlar ama sanırsınız Chinaski bir iki şey daha söyleyip adama girişecek. Chinaski için model, direkt. Baba belli ki zor bir hayat yaşamış. Kimi zor günlerden sonra rahatlar. Çocuklarına tutunur, eşine tutunur, annesine tutunur, alkole tutunur, ne bileyim. Düze çıkınca sıkıntıları da kaybolur, şeker gibi adam olur. Bazıları da hayatını hiç eder. İşte Baba Henry böyle bir adam. Hayatını hiçe çevirdiği için düze çıkma ihtimali de yok, çıksa bile düzelmeyecek.
Bu baba olayını biraz uzatacağım, çocuğun nasıl bir ailede büyüdüğünü göstermek istiyorum. Adam düz manyak. Birkaç hadise daha var, adam olay çıkartmak için yaratılmış adeta. Sadece kendini yaksa neyse, çocuğu da zehirliyor bir yandan.
“Başka çocuklarla oynamama izin yoktu. ‘Kötü çocuklar onlar,’ derdi babam, ‘fakir ailenin çocukları.’ ‘Evet,’ diye katılırdı annem. Annemle babam zengin olmayı arzuladıklarından kendilerini öyle görüyorlardı.” (s. 18)
İlk yazarlık deneyimi çok acayip, çok önemli. Başkan Hoover’ın konuşmasının çocuklar üzerindeki etkisini ödev olarak veren öğretmen, Henry’nin kağıdını çok beğeniyor, sınıfta okutuyor hatta.
Eh, pek de kolay olmayacaktı aslında. İlk hikâyesini dergilere 24 yaşında kabul ettirebildi, ondan sonra 10 yıl boyunca yazmadı. Hayatını anlatmama gerek yok. İşte, insanların ahmak olduğunu, kendisinin de bu ahmaklardan biri olduğunu anlaması bu olaya dayanıyor. Ahmaklar içinde daha az bir ahmak. Yine de aidiyetin izlenimleri belli belirsiz gösteriyor kendini. Ortaokul yılları da ilkokuldan farklı değil, kendisi gibi birçok fakir aile çocuğunun arasında. Kıymet bilmedikleri konusunda suçlandıklarını söylüyor Henry. Dövüşüyorlar ve yaşıyorlar. Suçlandıkları şey bu.
Ben yarısında anlatmayı bırakıyorum, öbür yarısı daha keyifli. Chinaski’nin doğuşu, burada.

güzel bir kitaptı. tarzına alışması zaman alabilir ama seversiniz.

Yazarın merak ettiğim bir kitabıydı bayıldım gerçekten

Kısa kısa hikayevari anılar.
Okumaya kıyamıyorum.
Hepsi birbirinden güzel.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*