Amerika’nın bilinen ve bilinmeyen yönlerini, hastane süreciyle birlikte ele alan, tamamen yaşanmış olayların anlatılığı gerçek bir hyat hikayesi…Başak 33 yaşındaydı. Hamileydi. Amerika’ya ilk gidişiydi. Henüz 11 eylül olmamıştı. Henüz oğlu da dünyaya gelmemişti. Sonra her şey Başak’ın Amerika’ya gidişini bekliyormuşçası’na gelişmeye başladı. Önce 11 Eylül, sonra oğlu Mete. Hastanede herkesin seslendiği haliyle Mimed. Ardından Mete’nin beklenmeyen rahatsızlığı ve hastane serüveni…“Henüz beş günlük bebeği yoğun bakımda yatıyordu ve doktorlar ne olduğunu anlamaya çalışıyorlardı. En az on doktor vardı bebeğin başında. Yoğun bakımdakiler tabanı yanmış gibi sağa sola koşuşturuyorlardı. Bebeğin minik vücuduun her tarafında kordonlar, tüpler, serumlar… minik ciğerlari oksijen tüpüyle nefes alıp veriyor. Naıl olur ki bu… oğlu naıl bir saat içinde aniden bu hale geldi ki?”


Kitap Yorumları - (3 Yorum)
Bir tavsiye üzerine okumuştum bu romanı Türkiyeden Amerkiya iş dolayısı ile yerleşen bir ailenin.Amerikada yaşadıkları sade bir dille anlatılmış ben severek okudum ve birçok şey için keşke Türkiyede böyle imkanlara ualaşabilse demistim..
Bebeğini amansız hastalıkların pençesinden kurtarmaya çalışan bir annenin yabancı bir ülkede geçirdiği zor günlerin hikayesi. Yazar Amerikan toplumunda kültür, gelenekler, günlük yaşam ve amerikan sağlık sistemi hakkında doğrudan bir deneyim sunuyor. Alabildiğine hüzünlü ve akıcı bir üslupla yazılmış bu kitabı okuduğunuzda siz de yazarla birlikte çaresizliği ve hastane koridorlarındaki ilaç kokusunu hissedeceksiniz.
dikkatsizlik eseri kitabın bir yerine gelene kadar ismini Amerika da Nimed olarak okumuştum. Sonra Mimed aslında doğumu sancılı olan Mete’nin ikinci ismi Mehmet’in isminin hesmşireler tarafından telafuz edilişi olduğunu öğrenince kitabında tam ismini farketmiş oldum.Kitaptaki yaşanan olaylar çok sürükleyici. 3 kez bitirsemde hiç sıkılmadan okudum. Bir Türk dizisine konu olabilecek sıkıntıları barındırmakta.